Bundan önce blogta birkaç çalışmasına yer vermiş olduğumuz funfur.tv den Jonathan Robinson son ayı filmi olan James Bear ile karşımızda. Diğer çalışmalarını da severek izlemiş olsamda neden sadece funfur.tv nin kliplerine yer verdim diye hayıfladım kendimi.
Jonathan'ında çokca bahsettigi gibi filmde basit yapılar kullanılıyor. Şaşırtıcı efektler beklememek lazım. Toplanmış bir kaç ayıcığın biz eğleniyoruz, hadi bunları paylaşalım herkes eğlensin mantıgı da diyebiliriz ortadaki çalışmalara.
Filmde gizli ajanımız James Bear, londrayı kasıp kavurma planları kuran şeytani bir güce karşıdır. (abartttım resmen) Şeytani güçler tüm kıllı bireyleri kılsızlaştırmayı planlamaktadır. Sonrasında mı? Sanırım izlemek daha iyi olacak. Ayrıca bizim günlük hayatta kullanmış olduğumuz camiye yardım esprisinin bir ayıcığın barda elinde tuttuğu bir kutunun üzerine "kılsızlara yardım" şeklinde gösterildiği ve "ölümcül silahın" çıktıgı sahnede pek bir güldüm :) iyi seyirler...
Bazen arada kaçan şeyler olabilecegi ihtimali ile "bakalım ne olmuş" şeklinde bir seriye başladım. Bir süredir de sitenin hangi gün hangi zaman diliminde ziyaret edildigini gözlemledigim için aralarında en düşük orana sahip olan perşembeyi ise en ideal gün olarak seçtim. Eger haftalık yapmayı becerebilirsem, olup bitenin bir raporu niteliğinde bir yazı olabilir ama zaman ne gösterir bilemiyorum. Zira başlayıpta devamını getiremediğim 3-4 seri var sanırım. Neyse, bakalım ne olmuş...
15 kişi RSS desteğinden yararlanırken bu hafta en fazla okunan yazı Leather Subculture olmuş. 16 dakika 20 saniye ortalama görüntüleme ile istanbul ayı haftasonu yazısı ise en fazla zaman geçirilen yazı olmuş. Bloga arama yolu ile ulaşanların en fazla kullandıkları üç kelime "sex" "gay bear" ve "murathan mungan" olmuş. Bloga en fazla ziyaretçi gönderen ise % 20,80 oranla blogcatalog.com olmuş.
Diger bir yanda blogun yan tarafından bulunan dergi sunumlarına daha rahat erişilebilinmesi için bunları "dergi - magazine" başlıgı altında seçilebilir menü şeklinde degiştirdim. Şuda olsa daha iyi olurmuş veya şu olmasa daha iyi olurmuş dediginiz her konu için aşagıdaki PENÇELE kısmını kullanıp bildirmeniz yeterli olacaktır... veya iletişim için icimdeki_ayi@yahoo.com mail adresimi kullanabilirsiniz.
Love! Valour! Compassion! izlemiş oldugum (kapagındanda anlaşılabilecegi üzre) sıcak filmlerden birisi. Filmin geçtigi mekanı gördügününde (egerki henüz izlemediyseniz) çogu kişi iç geçirmiştir. Yine günlük hayatın koşuşturmacsında filmi özetlemek yerine bunu çok iyi yaptıgını düşündügüm sevgili timmy nin blogundan alıntı yapıyorum...
Yönetmen: Joe Mantello Oyuncular: John Glover, John Benjamin Hickey, Jason Alexander Dil: English US Süre: 120 dk Emule:ed2k
Bir Eşcinsel Aşk Filmleri Arşivinde "olmazsa olmaz!"lar vardır. LVC tam böyle bir eserdir. Aslı bir broadway oyununa dayanır. hem de ne oyun! 1994de ilk kez NY'da sahnelendi. başta Tony olmak üzere pek çok ödül aldı. Ardından filmi de geldi.
6 arkadaşın yazları bir araya geldikleri sayfiye evi pek çok güzel hatıralara ve aşklara ev sahipliği yapmıştı. ev sahibi gay çift her zamanki misafirperverlikleri ile dostlarını karşılamışlardı. ama bu sefer içlerinden olgun John'un yanında ilk kez getirdiği genç ve ateşli aşkı Ramon, gurup için ayrı bir sınavın ortaya çıkmasına yetmişti. zor günlerin ardından John'un ikizi James'in gelişi ise adeta bahar ve aşkı guruba taşıdı. geleneksel olarak her yıl hazırladıkları sanat faaliyetinde bu yıl kuğu balesi başlarken, artık onlar 8 candan dost olmuşlardı.
Uzun süreli bekleyişimin ardından bugün başlıkta da belirtiğim gibi sonunda "Damadı Öpebilirsin" (I Now Pronounce You Chuck and Larry)'i izleme şansım oldu. Gerek kaliteli bir sunumunu beklemiş olmam gerekse iyi bir çevirisini beklemem nedeniyle ancak bugün izleyebildim. Sinemada neden izlemedim o zaman dediğinizi duyar gibiyim ama kem küm durumları :) Neyse, ciddi anlamdam bekledigime değen bir film oldugunu söyleyebilirim Damadı Öpebilirsin'in. Empati düzeyinin fazlasıyla yüksek olmasının yanı sıra aşk, sevgi ve dostluk kavramlarına farklı açılardan bakmayı becerebilmiş eğlenceli bir film. Aslında kendim filmin incelemesini yapmak isterdim ama kesin bir yerlerinde eksiklik yaparım diye düşündügümden alıntı yapmak istedim sinema sitelerinden. Ancak gelin görün ki incelemeler 4-5 satırı geçmemiş. O nedenle gerek konuyu iyi özetleyişi gerekse elde olanların en iyisi diyebildigim Ntvmsnbc haberini ekliyorum yazıya.
Eğer izlemedi iseniz en kısa zamanda izlemeniz gereken bir film Damadı Öpebilirsin.
Chuck Levine (Adam Sandler) ile Larry Valentine (Kevin James) son derece iyi niyetli iki itfaiyecidir. Daima omuz omuza çalışırlar. Birbirleri için yapmayacakları özveri yoktur. İkisi de itfaiye örgütünün gururu ve gözbebeğidir. Dul bir erkek olan Larry’nin tek isteği ailesine kol kanat germektir. Buna karşılık arkadaşı Chuck, “bekarlık sultanlıktır” düşüncesindedir ve bağımsız hayatın tadını azami derecede çıkartmaktan, gününü gün etmekten yanadır.
Büyük bir yangında Larry, Chuck’ın hayatını kurtarır. Chuck ona karşı kendisini borçlu hissetmektedir. Öte yandan hukuki bir engele takılarak kendi hayat sigortasına öz çocuklarını mirasçı yapamayan Larry, arkadaşının minnet duygusundan yararlanmaya karar verir. Chuck’ın yapacağı tek şey, resmi evraklarda Larry’nin domestik partneri (ABD’de birlikte yaşayan gay ve lezbiyenlerin yasal haklardan yararlanmak için yaptığı sözleşme) olduğunu öne sürmektir. Bu çok kolaydır. Nasılsa gerçeği ikisi dışında hiç kimse bilmeyecektir.
Ancak ince eleyip sık dokuyan, aşırı titiz ve çok müşkülpesent bir bürokratın durumdan kuşkulanması üzerine iki arkadaşın yaptığı sözleşme kent çapında sorun haline gelir. Konu artık gizli olmaktan çıkmış, gazete manşetlerine taşınmıştır. Öyle olmadığı halde yeni bir evli çift gibi davranmak zorunda kalan Chuck ile Larry, iki yetişkin erkeğin tek çatı altında yaşamasının getirdiği binbir çeşit zorluklarla mücadele vermek zorundadır.
Emule Kullanıyorsanız CD1 için buraya CD2 için buraya tıklayabilirsiniz. Toplamda 1,37 Gb
Torrent kullanıyorsanız Her iki CD için buraya tıklayınız. Toplamda 1,37 GB (site küçük bir üyelik gerektirebilir.)
Rapidshare Kullanıyorsanız
Şuan için tek cdlik sunumu yer alan film ile birden fazla sunuma buradan ulaşabilirsiniz. Ancak münkün ise DMT nin REPACK olarak çıkartmış oldugu sunumu indirin.
Her ne kadar bundan önceki film yorumundan veya tanıtımımdan bu yana birçok film izlmemiş olsam da saved! izlenipte hakkında konuşulmayanlardan farklı olarak "Evet, beni yazmalısın" diyen bir film oldu. Filmi izlerken uzun zamandır pek yapmadıgım yer yer kahkahaları abartma eylemim bile oldu. Bilmiyorum belkide ihtiyacım vardı :) Diger bir yandan Angels in America'da ikinci gözdem olan Mary-Louise Parker ıda filmde pek detaylı işlenen bir karakter olarak görmesede yer almış olması hoştu.
Mary tıpkı annesi gibi dinini baglı olarak yetiştirilmiş bir hristiyandır. Aynı şekilde okul arkadaşları olan Dean (aynı zamanda erkek arkadaşı) ve Hilary Faye de benzer şekilde yetiştirilmiştir. Ancak birgün havuzda suyun altında dean'in eşcinsel oldugunu itiraf edişi ile içinde bulundugu din, okul kavramları birbirine girmeye başlar. Hatta olaylar öyle bir karışır ki isanın dean'i kurtarmasını istedigini düşünen mary dean ile cinsel ilişkiye bile girer. Sonuç itibari ile herşey dean'i kurtarmak ve isa içindir. Ancak işler pekte mary'nin bekledigi gibi gelişmez. Ailesi dean'in odasında buldugu erkek dergileri nedeni ile onu eşcinsel,alkolik ve evli olmadan hamile kalmış olan insanların arındırıldıgı düşündügü AF YURDUna gönderir.
Din - ikiyüzlülük ve amerikan geçligi gibi kavramların birleştirilerek ortaya çıkartılmış olan Saved izlemediyseniz izlenmeliler listesine alınması gereken bir film.
<$Son günlerde izledigim eglenceli filmlerden birisi idi Boat Trip, ancak günlük hayatın şu dönemine denk gelen yogunlugundan dolayı yine yazı yazamamaktayım. Bloguda boş bırakmamak adına bundan önce başlatmış oldugum en azından önceden yapılmış olan incelemeler ile gönderilere yer vermeyi bir dönem alışkanlık edinecek gibiyim.
Boat Trip hakkında nette yaptıgım incelemeler üzerine kısa araştırma sonucunda gördügüm o ki pek güzel inceleme yok. Tabi yan tarafta takip edilesi kişiler başlıgında yer alan timmy ve idare eder dedigim beyazperde yorumu dışında. Bu nedenle sevgili timmy ninde affına sıgınarak yazısını alıntı yaptım. Hatta normalde en azından ekran görüntülerini kendim alan ben onları bile çaldım :) umarım yanlış bir durum içerisinde degilimdir.
Beyazperde.Com İncelemesi :
Jerry ve Nick hayatlarına giren kadınlardan sık sık kazık yiyen sıkı dostlardır. Güzel bir yolculuğa çıkıp, yaz mevsiminin güneşinden, bekarlığın da sürprizlerinden faydalanmaya karar verirler. Bunun en güzel yolu ise bir gemi yolculuğu gibi gözükmektedir...
Tanışacakları kadınların ve unutulmaz anların hayalini kurarak yolculuğa başlarlar. Fakat bindikleri gemide ters giden birşeyler vardır. Yolcular ağırlıklı olarak erkeklerden oluşmaktadır ve oldukça samimi bir tavır sergilemektedirler. Yanlışlıkla bir eşcinsel turuna katılmışlardır!
Gemiden atlayıp atlamamak konusunda kararsız kalan ikili, durumla yüzleşip olayları iyi yönleriyle görmeye karar verir. Gemide tek tük de olsa kadınlar da vardır. Ve gemi işlerinden arta kalan zamanlarda çok sıkılmaktadırlar!..
Eğlenceli ve keyifli bir film bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmayacaktır.
Sevgili Timmy'nin İncelemesi :
Eşcinsellik kendi sistemini yavaş ve sancılı da olsa, tüm heterosexuel dirence rağmen kurmayı başardı. artık sosyal yaşamdan eğlenceye, medyadan seyahate kadar kendi alfabesi ve tarzı olan bir dünya gerçeği oldu. bunlardan habersiz kendi hayat koşuşturması içinde yuvarlanan heterosexuellik şimdi bu sistemin içine girdiğinde şaşkınlığını ve aslında orada kendinden de birşeyler bulunduğunu itiraf ediyor. Boat Trip, mizahi şekilde işlediği bu başlığı ile bir dönemin en güzel komedilerinden birini ortaya koyuyor. oyuncuları ise size çok tanıdık gelecek kadroyu oluşturuyorlar. hoşça vakit geçirtecek bir komedi filmi olarak arşivleyebilirsiniz.
Jerry nişanlısının terkedişi üzerine depresyona girmiştir. ona samimi ama saf arkadaşı yardım etmek ister. dalaştıkları tur ajansının şakasına kurban gider ve gay cruise gemisinde yolculuğa çıkarlar. Jerry orada hayatının aşkı Gabrielle'i bulur. genç kadın aldatışlarla dolu heterosexuellerden gay tur organizasyonuna sığınmış bir animatördür. kalbinin yalnızca gay arkadaşlarla samimiyete açık olduğunu söyler. Jerry ona yaklaşabilmek için artık gay taklidi yapacaktır. herşey uygun gelişirken eski nişanlısı yaptığı hatayı anlayıp Jerry'e döner. herşey show gecesi ortaya dökülür. bu arada gemiye sığınan isveç güzellik yarışması grubu da gay cruiseda kendilerini rahat hissederek hoş bir tatil geçireceklerini düşünmektedirler.
"Şarkılarımda eger bir mesaj varsa, bu hayallerinize inanmaktır"
MADONNA
Oh Dong-gu (Ryu Deok-hwan) küçüklügünden beri hayranı oldugu Madonnanın hayata dair bakış açısı ile hayatına yön vermekte olan ve olmak istedigi degil, oldugu hayatı yaşamak isteyen güney koreli bir lise ikinci sınıf ögrencisidir.
Oh Dong-gu'nun babası eskiden başarılı bir boksör iken geçirmiş oldugu bir sakatlık nedeniyle bokstan ayrılmak durumunda kalmıştır. öyleki bu ayrılış sonrasında kendini alkole veren baba aileninde parçalanmasına neden olmuştur.
Cinsiyet degişimi için gerekli olan para ugruna okulun dışında birçok part-time işte çalışan Oh Dong-gu her ne kadar hayalleri ugrunda koşmaya devam etsede biriktirmiş oldugu para ile hayallerinin uzun bir vadede gerçekleşemeyeceginin farkındadır. Bir gün okul arkadaşının okulun Ssireum(*) takımına katılması ile yapılacak olan yarışmada verilecek olan büyük ödülden haberdar olur. Bu büyük ödül ile hayallerini çok kısa sürede gerçekleştirebileceginin farkında olan Oh Dong-gu takım koçunun da onu destekleyici yönde açıklamalarıyla okulun Ssireum takımında kendini bulur.
Güçten çok dengenin önemli oldugu Ssireum da kendinde varolan insanüstü yetenekle kısa zamanda başarı elde eden Oh Dong-gu, hayatında hayalleri ve gerçekler arasıdan bir denge kurabilecek midir? Bir yanda anne ve babası arasında git gelleri diger yanda alkolik bababın davranışları, okul arkadaşlarının dışlamaları ve herşeyden önemlisi uzun süredir gizliden gizliye kadın oldugunda beraber olacaklarını düşügündügü ögretmenine duydugu aşk ile dengeyi kurması şüphesiz ki zor olmaktadır. Ancak ne istedigi çok iyi bilen Oh Dong-gu kendi gerçekleri ugruna yoluna saglam bir şekilde devam etmektedir.
2006 yapımı Hae-jun Lee imzalı film, gerek içermiş oldugu mesaj gerekse kamera çekimi ve etkiliyeci sahneleri ile izlenesi filmler arasında yer almakta. Oh Dong-gu'nun dans yetenegi ve finalde seslendirmiş oldugu "Like A Virgin" yorumuda görülmeye deger...
I was beat incomplete I'd been had, I was sad and blue But you made me feel Yeah, you made me feel Shiny and new
Günlük hayatın yogunlukları ile yine bir dönem sessiz kalmak durumudaydım, uzun zamandır da blogu boş bıraktıgımı faretttim ve bu akşam izledigim film hakkında bişeyler karalamaya kalkıştım. Beceremedigimi anladıgım için ve ne yazık ki bir dönemdir herhangi bir şey yazmamadıgımdan olsa gerek kolaya kaçıp google araması ile film hakkında küçük bir alıntı yapma yolunu seçtim...
***
Ödül : 2004 Munich Gay and Lesbian Film Festival, En İyi Film Dalında İzleyici Ödülü ; 2005 Melbourne Gay and Lesbian Film Festival, En İyi Erkek Oyuncu
"Film, benim kendi dolaptan çıkışımdan esinlendi. Birçok detay otobiyografik: Örneğin Tobi'nin en yakın arkadaşının ismi Achim, benim de aşık olduğum en yakın arkadaşımın ismiydi. Ben de kürek takımındaydım. Ama Yaz Fırtınası'nı gerçekten otobiyografik yapan şey, filmi yaparken duyduğum hisler." Marco Kreuzpaintner (Yönetmen)
Film Hakkında Tobi gizliden gizliye en yakın arkadaşına aşıktır; ancak 15 yaşın o körpe hallerinde bunu kabul etmek hiç de kolay değildir. Ufak tefek ittirmelerle yaşanan keyifli anlar ise bir tehdit unsuru oluşturmamaktadır; her şey gizli ve kontrol altında ilerlemektedir. Ama büyük yarışa hazırlanmak için kürek takımıyla kampa gidildiğinde, doğanın ve hormonların çağrısına yanıt vermemek güçleşir ve kamp günleri Achim'in kız arkadaşının iki oğlanın arasına girmesiyle gerginleşir. En yakın arkadaşından ne istediğini tam olarak kestiremeyen Tobi'nin kafası, kampa eşcinsellerden oluşan bir kürek takımının gelişiyle iyice karışır. Cinsel gerilim artar ve Tobi, Achim ve diğer takım arkadaşları yaklaşmakta olan yaz fırtınası kadar şiddetli, ancak bir o kadar da özgürleştirici yüzleşmeler yaşamak zorunda kalırlar. Seksi delikanlıların, gerçekçi diyalogların ve çarpıcı bir sinematografinin öne çıktığı bu cesur film, izleyiciler arasında birçok kalp kıracak ve seyirciyi kendisine bağlayacaktır.
FeedBurner tarafından saglanan bu hizmet ile blogta yayınlanan her yeni yazıyı anında mailinize gönderiyoruz. Tek yapmanız gerek yukarıdaki kutucuga mail adresinizi yazıp "Ekle Beni" dedikten sonra açılan küçük pencerede güvenlik kodunu dogru şekilde girmeniz ve onaylamanız.
RSS Reader'ınız ile siteye eklenen yazılardan anında haberdar olabilirsiniz. Her seferinde siteyi kontrol etmekten kurtaracak olan bu özellik için herhangi bir program kullanmıyorsanız. Tavsiyemiz web tabanlı olan Google Reader'dır. RSS hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.